Yemen Türküsü’nün Hikâyesi
<h2 data-start="152" data-end="214"><strong data-start="155" data-end="214">1. Yemen Türküsü’nün Hikâyesi – “Gidenin Dönmediği Yer”</strong></h2><p data-start="216" data-end="262">Yıl 1915…<br data-start="225" data-end="228">Osmanlı’nın en uzak toprağı Yemen.</p><p data-start="264" data-end="465">Anadolu’nun köylerinden toplanan gençler, nereye gittiklerini bile bilmeden yola çıkarıldı. “Devlet işi” dediler, “vatan borcu” dediler. Ama kimse Yemen’in sıcağını, susuzluğunu, hastalığını anlatmadı.</p><p data-start="467" data-end="688">Mustafa da o askerlerden biriydi. Sivas’ın Zara ilçesinden. Anası Zeliha, onu uğurlarken kınasını yakamadı; “dönüşte yakarım” dedi. Mustafa, Yemen yolunda sıtmaya yakalandı. Ne kurşun gördü ne düşman; ama toprak onu aldı.</p><p data-start="690" data-end="737">Köye sadece bir haber ulaştı:<br>
“Yemen’de kaldı.”</p><p data-start="739" data-end="855">Zeliha ana, her gün kapıya çıktı. Gelen geçen askerlere baktı. Kimine su verdi, kimine ekmek…<br data-start="832" data-end="835">
Ama Mustafa gelmedi.</p><p data-start="857" data-end="909">Sonra bir gün, bir asker ağzından şu sözler döküldü:</p><p data-start="911" data-end="960"><em data-start="911" data-end="960">“Yemen yolları çamur<br data-start="932" data-end="935">
Giden gelmiyor ne olur…”</em></p><p>
</p><p data-start="962" data-end="1048">Türkü böyle doğdu.<br data-start="980" data-end="983">
Bir annenin bekleyişinden, bir toprağın yuttuğu binlerce gençten.</p>